HORZUM AYDINLARI
Manisa'nın Horzum Köyleri ve bu köylerde yetişmiş aydınları.
HORZUM: Horosan'dan gelen Türk demektir.Horzum adı Harzem'den gelmektedir. (Belge 1-4)
Orta Asya'dan Küçük Asya'ya (Anadolu'ya) göç eden Oğuz Boyu iki kısma ayrılır. Büyük bölümü Hazar Denizi kuzeyindeki "Kavimler" geçidinden Balkan Yarımadasına ve Avrupa içlerine kadar girerler. İkinci kol ise müslümanlığı kabul ederek "Maveraünnehir" ve "Horasan"a inmişlerdir.
1040 yılında Tuğrul ve Çağrı Bey komutasındaki Selçuklular "Dandanakan" Savaşı ile Gaznelilerin hakimiyetine son vermiştir. Oğuzlar İran yaylası ve batıya doğru göç etmeye başlamışlardır. Anadolu'da Selçuklu hakimiyetini kuran İslam Sanat ve İlmini yükselten, çeşitli eserler meydana getiren işte bu Oğuz Türkleri ve oymaklarıdır.
1071 Malazgirt Meydan Savaşından sonra Anadolu toprakları Oğuz Türkmenlerine tamamen açılmıştır. Anadolu'ya gönderilen (Selçuk Sultanı Alparslan ve Melikşah tarafından) Türk Komutanları beraberindekilerle birlikte Ege ve Marmara Denizine kadar gelmişlerdir.Kutalmışoğlu Süleyman Şah İznik'i alıp Anadolu Selçuklu Devletini kurmuştur.
Moğol İstilasıyla Anadolu Selçuklu Devletinin yıkılması Selçuklu uç beylerinin İstiklallerini ilan edip beylikler kurmuşlardır.(Germiyan,Saruhan,Aydın,Karesi,Menteşe,vb.) Bu beylikler Oğuz Boyu Türkmen Aşiretlerinindir.
Moğol itilasıyla birlikte Germiyan Aşireti, Harzemi'den Celaleddin Harzemşah'ın ölümünden sonra Anadolu'ya gelerek Kütahya ve çevresine yerleşmiştir ve Selçuklular'ın hizmetine girmiştir. Selçuklu Devleti tarafından Bizanslılarla çarpışmak üzere uç beylerinin yönetiminde harezmliler'in bulunduğu gerçektir. Selçuklular'ın uç beyi olarak Alaşehir,Kula,Demirci ve Manisa çevresinde Bizanslılarla savaşan ve beylik olarak Saruhan Beyliğini kurmuş olan Saruhan Bey'in harezmli bir komutanın torunu olduğu bilinmektedir.(1313)
Anadolu'da yer adları genellikle Türk oymağının adını taşır.İlçemiz Alaşehir Köyleri'nin tamamına yakını bu şekildedir.
Saruhanlı Beyliği döneminde Alaşehir'e bağlı köylerin adları vergi kayıt defterinde "HOROSANLU" olarak geçmektedir.(Belge 3)
Horzum Yörükleri Avşarlar'ın bir koludur. (Belge-5 Yörüklerin Soy Kütüğü)
YÖRÜK(YÜRÜK) Müslüman olan Oğuz Türkleri'nin göçebe olanlarıdır
TÜRKMEN Müslüman olan Oğuz Türkleri'nin yerleşik olanlarıdır
HARZEMŞAHLAR Orta asya ve yakın doğuda kurulmuş Selçuklulara valilik yapan bir Türk devletidir. Kısa sürmekle birlikte Selçukluların yerine geçmiştir. 1157'de bağımsızlığına kavuşmuştur.
HARZEM Aral Gölü'nün güneyinde Amu Derya'nın çatal ağzı dolaylarındaki ülkedir.Başkenti Semerkant'tır. Kudretli bir devletken Cengiz Han'ın ortaya çıkmasıyla bir anda ortadan kalkmıştır. Celalettin Harzemşah daha batıda yeniden devlet kurmuş ama geçici olmuştur. Moğollar'ın önünden kaçan kalabalık Harezmliler Ön Asya'ya ve Anadolu'ya yerleşmişlerdir. Harzemşahlar devrinde Türk Dili ve Edebiyatı gelişmiştir. Bu arada AHMET YESEVİ yetişmiştir.(Yeni Hayat Ansiklopedisi 3. Cilt)
1071 Malazgirt Zaferinden sonra (Alparslan komutanlarından AFŞİN BEY'in emrinde) Denizli ve Muğla'ya 2000 çadırlık Oğuz boyları gelir.Bu boyların içinden biri de Horzum oymağıdır.Horzum oymağı Menteşe'ye yerleşmiş,hayvancılıkla uğraşan bu oymak zamanla nüfusu da artmış yayla ve kışlak aramaya başlamışlardır. Zamanla aralarında kavgalar,sürtüşmeler olmuş ve göçler başlamıştır. Bu göçler Toroslar'dan Adana,Denizli,Aydın,Manisa,Bursa,İzmir yörelerine olmuştur. Bu sırada Ula'nın Akdağ'ında bulunan Horzum oymağı da dağılmıştır.
Horzumlularla birlikte olan Ceritler Aydın'a,Mocanlar Uşak Banaz'a, Palacılar Kütahya'ya geçerler. Horzumlu Kara Veli Manisa yöresine gelmiştir.
HARZEMLİLERİN ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ TARAFINDAN HİMAYE VE HİZMET'E ALINMALARI
Harzemşahlar Devleti Moğol istilası ve Harzemşah Alaeddin Muhammed'in ölümü üzerine Aralık 1220'de yıkıldı.
Alaeddin'in büyük oğlu ve halefi Celaleddin Mengüberti Moğollar'ın önünden kaçıp Hindistan'a çekildi. Sonra İran'a döndü. Acem ve Azerbeycan'a hakim olarak yeni bir hükümet kurdu.(1225)
Celaleddin büyük bir Türk İslam merkezi olan Ahlat'ı aldı,tahrip etti.Bunun üzerine; Anadolu Selçuklu Sultanı 1.Alaaddin Keykubat ile Eyyübi melikleri ona karşı ittifak yaptılar.Yassı Çimen Savaşında (7-10 Ağustos 1230) ağır bir yenilgiye uğrattılar.
Bu bozgundan sonra Azerbeycan'a çekildi.Moğollar'ın istilasına uğradı ve Anadolu'ya geri döndü. Diyarbakır önlerinde Moğol istilasından kurtuldu ancak Silvan Dağlarında Eşkiyalar tarafından öldürüldü.(Ağustos 1231)
Celalettin ölümü üzerine Harezmliler başsız kalıp; büyük çoğunluğu Ahlat ve civarında, bir kısmı Erzurum ve Erzincan tarafında, bir kısmı Bingöl,Tunceli ve Diyarbakır tarafında , son grup Eyyubi meliklerine katılmıştır.
Ahlat civarındakiler Büyük Reis Hüsameddin Kayırhan yönetimindeydiler.Ahlat dışındaki Horzumlular sayıları az ve dağınık durumdaydılar.
HAN: 1-Kanglı-Kıpçak Türklerinde kabile reisleri bey ve emirlere verilen ünvandır. 2- Harzemşahlar ordusunda en yüksek rütbedir.
Sultanları Celalettin'in ölümü üzerine otorite ve birleştiricilik biterken Harezmliler hayatlarını sürdürmek için yağma,talan,yol kesme gibi hareketlere girişti. Celalettin'in düşman ettiği Selçuklu ve Eyyubi topraklarında bulunuyorlar ve arkalarından Moğollar geliyor. Bu davranışlar yerli halkın asayiş ve güvenlik yaşamını bozuyordu.
Kayırhan yönetiminde Harezmliler Tatvan'da yaşıyorlardı.
Sultan Keykubat devlet hizmetine girmelerini sağlamak için Harezmlileri davet etti ve Emir Kaymaz'ı görevlendirdi.Emir Kaymaz iki adamıyla Tatvan'a gitti.Hüsamettin Kayırhan ile buluştu.Kayırhan yahni ve Buğrahani(Borani) yemeklerini ikram etti.Bu yemekler Buğrahan adlı bir türk hükümdarının buluşudur.
Emir Sinaneddin Kaymaz hameylisinden(bohçasından) Kur'an-ı Kerim'i çıkardı.Kurana elini koyarak Selçuklu emirleri Harezmlilere karşı kötü düşünmediği üzerine yemin etti.Başıboş düzensiz hayatı bırakıp hükümdara itaat etmelerini söyledi.
Bu teklif üzerine harezmli emirlerinin büyükleri Kayırhan,Berkehan,Yılan(Beylan) Han,Nugu(Tugu),Berdi Han, Saru Han,Küşlü(Kişilü),Senküm Han ve düğerleri biraraya gelip konuştular.Emir Kaymaz'ın teklifini kabul ettiler ve yemin ettiler.
Vezir ile Kayır han buluştular,yemek yediler, karşılıklı güven ve bağlılık sözü veriler,yemin ettiler. Bunun üzerine vezir Erzurum ve çevresini harezmliler arasında bölüştürdü.
Şehre dönen vezir Harezmli emirlerin herbiri adına ayrı ayrı MENŞURLAR yazdırdı. Bunları Üç Yüz Hil'at ile Kayır Han'a gönderdi.Ertesi gün Harezmliler aileleri,eşyları ve hayvanlarını alarak Erzurum'a hareket ettiler. Doğrudan Sultan'ın şahsına bağlanan bu emirlerin idaresinde 12.000 savaşçı ile aileleri vardı.
Erzurum'a doğru yola çıkan Harezmliler Tuğtab mevkisine geldiler. Suyu,ağacı,otu bol olan bu yaylada konakladılar. Onlar bu haldeyken ansızın vadilerin arasından çıkıp gelen bir Moğol birliği hücum etti.Çoğunu kılıçtan geçirdi. Sağ olanlar atlı ve yaya olarak dağlara,derelere kaçıp dağıldılar. Moğollar çevreyi yakıp,yıkıp Ahlat tarafına doğru gittiler.
Harezmlilerin yolda baskına uğradığını öğrenen Ahlat'taki Selçuklu emirleri önden keşif kolu gönderdi. Kendileri de arkadan Erzurum'a doğru hareket etti. Vezir geri kalan Harezmlilerin Erzurum'a gitmelerini istedi.Harezmlileri Erzurum'da topladı,at,altın,vb vererek onları rahatlattı.
Doğu Anadoludaki dağınık halde bulunan Harezmliler bir araya geldi,devletin kontrolü altına alındı.Harezmlilerin savaşçılıklarından faydalanmak ,ileride çıkacak muhtemel olayları önledi.
Bir müddet sonra Harezmliler Orta Anadolu şehirlerine gönderildiler.
Aladdin Keykubat'ın Eyyübilere karşı giriştiği sefere Harezmliler de katıldı. Harezmliler Moğolların karşısındaki zayıf ve aciz hallerinin aksine Selçuklu ordusu saflarında çok başarılı hizmet ve faaliyette bulundular.
Harezmlilerin hizmete alınması üzerine Ahlat ve çevresi Selçuklu Ülkesine katıldı. Bunun üzerine Eyyubi melikleri birleşerek yüz bini geçen Eyyubi ordusu Selçuklu topraklarına doğru ilerlemeye başladı. Selçuklu sultanı Alaaddin Keykubat kendisinin ve kendine tâbi topladığı kuvvetlerle sefere çıktı. Kayır han komutasındaki Harezmliler de bu orduya katıldı. Selçuklu ordusu galip geldi. Bu muharebe ve kuşatmalarda Harezmlilerin çok başarılı hizmetleri görüldü.(1234)
Vezir Ziyaeddin Karaaslan son yıllardaki olaylar ve uğradıkları son Moğol hücumu ile moralleri iyice bozulan Harezmlilerin Erzurum'da rahat ve huzur içerisinde olamayacaklarını anladı. Erzurum'dan Kayseriye Sultan Keykubat'ın huzuruna giderken Harezmli emirleri de yanında götürdü.Olayları anlattı.Harezmlileri kendisine itaat etmekte kararlı gördü,iltifat etti,hediyeler verdi. Daha sonra Harezmlileri Erzurum'dan alıp orta anadoluya yerleştirmeyi uygun gördü.
Kayırhan - Erzincan
Berke İlan'a - Amasya
Küşlü Senküm - Laren
Beylan Bugu - Niğde
Sultan onlara bayrak,kılıç,vb hediye etti.Bu kararla Harezmlilerin Sultan Keykubat'a olan minnet duyguları arttı. Ölümüne kadar ona karşı sadakatlarını korudular
Sultan Harezmli emirlere büyük itibar gösterdi.Onlara verdiği vilayetler ülkenin en fazla gelir getiren zengin bölgeleri oldu.
Selçuklu sultanı 1.Alaadin Keykubat Eyyubilere etkili ve son bir darbe vurmak amacıyla büyük bir sefer hazırlığına başladı.Kayseri yakınlarındaki Meşet ovasında büyük bir ordu topladı.Harezmli emirler de askerleri ile bu orduya katıldı. Ramazan ayı ve bayram ordugâhda geçirildi(1237 baharı)
Sultan bu sefer hazırlığı ve bayram merasimleri sırasında devletin geleceği ve idari işlerle ilgili bazı önemli kararlar aldı. Büyük oğlu Gıyaseddin Keyküsrev dururken ortanca oğlu İzettin Kılıçarslanı veliahd ilan etti. Harzem emirleri dahil bütün erkan yemin ve biyad etti.
Bugünlerde Sivas vailsi öldü,yerine Harezimli emir Kayır Han Sivas su başılığına tayin edildi.(su-sü ordu demektir) Böylece Harezmli emirlere ve askerlerine verdiği itibar ve mevkii göstermiş oldu
Ancak sultan bu törenler sırasında tertiplenen bir ziyafette zehirlenip öldü.(1 Haziran 1237)
1.Alaadin Keykubat harezmli emirlere itibar edip büyük mevkiler vermesi Selçuklu devlet erkanı arasında hoşnutsuzluklara yol açmıştır.harezmliler selçuklu ordusunda hizmete alındılar,önemli vilayetlerde görevlendirilip devlet erkanı arasına girdiler.
Keykubat'ın ölümünden birkaç yıl öncesine kadar huzur ve istikrar içinde çalışan idare teşkilatı içine çok kuvvetli bir silahlı göçebe grubu sokulmuş oldu. Kanglı-Kıpçak asıllı saf türkmenlerden oluşan bu yeni unsur bir kısmı İranlı Selçuklu İdari Kadrosu içinde yabancı olarak kabul edilmiştir.
harezmliler Sultan Keykubat'a tam destek oldular. Ölümünden sonra da sadık kaldılar. Ancak Keykubat'ın ölümünden sonra harezmliler devlet hizmetinden çıkartılmıştır. Ancak büyük şehzade Gıyaseddin Keyhüsrev bazı yerli emirlerin yardımıyla tahta çıkartıldı Veliahd Kılıçarslan hapsedildi
Böylece yeni sultan ve yakınları ile harezmliler arasında bir husumet,güvensizlik başladı. Kayırhan yakalatıp hapsedildi. Kayırhan hapsedildiği Borgulu(Uluborlu) Kalesinde öldü.Bu tutum ve gelişmelerden endişelenen harezmliler iktidarını terkettiler, Güneydoğu Anadolu(Urfa,Harran civarı) gittiler. Geri dönmeleri için yapılan davetleri aldırmayıp Suriye'deki Eyyubilerle işbirliği yaptılar.
ANADOLU'DA KALAN HARZEMLİLER (HORZUMLULAR)
Anadolu'yu terkedip Suriye tarafına giden büyük kitleye katılmayarak, Anadolu'nun çeşitli yerlerinde kalıp yerleşen Harezmliler vardır. Yanlarında sürüleri ile yaylak-kışlak hayatı yaşadılar ve zamanla yerleşik köyler kurdular.
2.Gıyaseddin Keyhüsrev'den sonraki Selçuklu Sultanları zamanında toplanan ordular ve seferlere gönderilen kuvvetler içinde harezmliler de bulunuyordu.
Anadolu'da kalan Harezmlilerin memleketleri olan Harezm'in coğrafi adıyla ve büyük çoğunluğunun mensup olduğu Türklüğün şubelerinden KANGLI / KANKLI - KIPÇAK'ların aşiret,oymak ve cemaatler halinde yaşadıkları anlaşılmaktadır.
Anadolu Türk beyliklerinin bazılarının menşei ve Anadolu'ya gelişleri bakımından Harezmliler ile ilgili oldukları kabul edilmiştir.
Germiyanoğulları,Saruhanoğulları ve Osmanoğulları bunlardandır.
Anadolu Selçuklu Devletinin Kütahya'ya gönderiği Harezmliler sonradan Germiyanoğulları diye tanınmışlardır.
Şahabbettin Tekindağ Germiyanoğull arının Kanglı-Kıpçak asıllı olduklarını söylemiştir.
Gerçekten Celaleddin Mengüberti ile Anadolu'ya gelen Harezmliler aslen Kanglı-Kıpçak Türklerindendir.
Celaleddin Mengüberti'nin maiyetindeki emirlerden biri de Saru-Handı.Bu emir diğer harezmlilerle birlikte 1.Alaaddin Keykubat'ın hizmetine girmiştir.
Saruhanoğulları Beyliğini kurduğu ve beyliğin adını verdiği kabul edilen Saruhan Bey'in Harezmli emir Saru Han'ın torunu olduğu kabul edilmektedir
Osmanlı Beyliğini kuranlar ile bağlı bulundukları Kayı boyu aşiretleri Harezmlilere bağlıydı.Moğol istilası karşısında Horosan'dan Doğu Anadolu'ya göçmüşlerdir.Celaleddin Mengüberti yönetiminde Azerbeycan ve Doğu Anadolu'ya gelmişlerdir.
Osmanlı Ailesinin atası Süleymanşah'ın babası Kaya Alp kabilesiyle birlikte Harezmli emir Berke Han'ın yönetiminde bulunduğu ve Amasya'nın Mecitözü kazası Kayı Köyü'ne yerleşmişlerdir.
Anadolu'da kalan Harezmlilerin çeşitli yerlere yerleşerek asıl memleketlerinin ve mensup oldukları boy ve oymakların adlarıyla köyler kurdukları tespit edilmiştir.
Anadolu'da günümüzde de var olan bazı köy isimleri bu köyleri kuranların kalıp yerleşen Harezmliler olduğunu göstermektedir.
Osmanlı Devleti zamanında da varlıklarını devam ettiren, bazıları Cumhuriyet dönemimizin ilk yıllarına kadar aynı isimle gelen aşiret ve cemaatlerin bulunduğu tespit edilmiştir.
Bu köylerin çoğu Batı Anadolu'da Harezmlilerle ilişkili oldukları kabul edilen beyliklerin hakimiyet sahalarındaki illerinde bağlı bulunmaktadır.
| Adı | Yerleşim Yeri | Bağlı Olduğu Topluluk |
|---|---|---|
| Harzem (Aşiret) | Kütahya Sancağı | Türkmen Yörükâni Taifesi |
| Harzem (Cemaat) | İçel,Aleiye,Teke | Yörükhâni Taifesi |
| Horzum(Aşiret) | Kütahya,Aydın,Saruhan,Güzelhisar(Aydın),Yalvaç | Konar göçer Yörükâni Taifesi |
| Horzum(Cemaat) | Teke,Menteşe,Hamid,Konya,İçel,Alaiye,Akşehir,Ula(Menteşe),Adala(Saruhan),Denizli,Kütahya | Yörükhâni Taifesi |
| Horzum Atik(Cemaat) | Aydın | Yörükhâni Taifesi |
| Horzum Cedid(Cemaat) | Aydın | Yörükhâni Taifesi |
| Horzum Barze(Cemaat) | Saruhan | Yörükhâni Taifesi |
| Hani Kaharzem | Mardin | Yörükhâni Taifesi |
| Harzemo | Malatya, Pötürge | Yörükhâni Taifesi |
| Horos-Horozköy | Manisa | Yörükhâni Taifesi |
| Horozum Kebir | Kocaeli Kandıra | Yörükhâni Taifesi |
| Horozum Sagir | Kocaeli Kandıra | Yörükhâni Taifesi |
| Horozum | Urfa Merkez | Yörükhâni Taifesi |
| Horzum | Sinop Merkez | Yörükhâni Taifesi |
| Horzum | Burdur,Tefenni | Yörükhâni Taifesi |
| Horzum-Hurzum | Muğla Fethiye | Yörükhâni Taifesi |
| Horzum Keserler | Manisa Alaşehir | Yörükhâni Taifesi |
| Horzum Alayaka | Manisa Alaşehir | Yörükhâni Taifesi |
| Horzum Sazdere | Manisa Alaşehir | Yörükhâni Taifesi |
| Horzum Embelli | Manisa Alaşehir | Yörükhâni Taifesi |
| Horzum Hotallı | Manisa Alaşehir | Yörükhâni Taifesi |
| Horzum Karadağ | Manisa Alaşehir | Yörükhâni Taifesi |
| Horzum | Manisa Turgutlu | Yörükhâni Taifesi |
| Horzum | İzmir Ödemiş | Yörükhâni Taifesi |
Horzum-Hurzum Muğla ile Denizli arasında yer alan Sibira Şatosu harabelerinin bulunduğu yerdeki köyün adıdır.
İbrahim Gökçen'e göre: Aydın-Bozdoğan ilçesi Yaylan Çiftliğinde bulunan Horzum aşireti bir delil gibidir.
M.Şerif Fırat'a göre: Mensubu bulunduğu Harmekli aşiretinin Harezmlilerden huvarzemiyan gelmiştir.Harmek kelimesinin aslı Harzem(Harezm)'den gelmektedir.
Osmanlı padişahı 2.Abdulhamid'den önce Harmekli Aşiretleri Horumbeyan,Hormekan ve Huvarzemiyan olarak adlandırılmıştır.
Hasan Hayri Bey-Dersim Mebusu: 1. dönem TBMM'nin 3 Ekim 1921 tarihli gizli celsesinde: Doğu Anadoludaki aşiretlerin Harezm menşeyli olduklarını Yassıçimen(Erzincan'ın Ceyha boğazı) Savaşından kurtulup dağılan Harezmlilerin Dersim Dağlarına kaçmışlar ve orada yaşamışlardır.Celaleddin Harzemşah'ın mezarı da oradadır.Yavuz Sultan Selim zamanında da Dersim Dağlarında Harezmliler vardı.
Prof. Dr. Enver Konukçu: Moğol istilasından kaçan Türklerin kalabalık olarak Anadolu'ya gelmesi Bingöl'ü de etkilemiştir.Şimdiki köyleri kuran aşiretlerin 13.yy ortalarında burada yeni hayat bulmuşlardır.Harezmli Türkler de Bingöl ve çevresine ve Munzur Dağlarına yerleşmişlerdir.
Ali Rıza Yalgın(Yalman): 1930lu yıllarda Çukurova ve Toroslarda yaptığı araştırma gezilerinde Horzum adlı bir oymağa rastlamıştır. Aladağ ve Binboğa yaylalarına çıkan bu oymağın yaşlıları dedelerinin Aydın taraflarından Çukurova'ya göç ettiklerini, oymağın Maraş,Kozan,Niğde,Kayseri ve Sivas taraflarında da obaları bulunduklarını anlatmıştır.
Bu köylerden başka ismi Horzum ile başlayan yerler tespit edilmiştir.
Alaşehir'in HORZUM KÖYLERİ'ni tanıyalım:
Geçmişe ait yazılı bir belge bulunmamaktadır.Ancak Kurudere köyü mezarlığında bulunan bir kabir taşında (Geçmişe dayalı en güzel belge) 1677 ölüm tarihi yazılıdır.Ortalama 77 yaşında öldüğünü kabul edersek 1600 tarihi ortaya çıkıyor.
Bu durumda 400 yıl önce Horzum aşireti şimdiki yerleşkelerine gelmiş oluyor.
Saruhan Beyliği döneminde Horosanlı olarak adının geçmesi 1313'lü yıllara varıyor.
Geliş şekilleri hakkında kesin bir bilgi yoktur. Bu konuda birkaç bilgi söylenmiş:
1- Hotallı ve Horzum yörüklerinin Alaşehir'in Bizanslılardan alınması sırasında Horzumluların dışarıdan yardım gelmesini önlemek amacıyla şimdiki bulundukları bölgeye yerleştirildikleri.
2- Horzum Alayaka Köyünden rahmetli (Ormancı) Mehmet Sami Yavuz (Horzum oymağından Gökçeler Köyü) kitabının yazarı Mehmet Gökçe'ye yazdığı bir mektupta aşağıdaki bilgileri vermiştir: "Horzumlular Kıbrıs'ın Fethi zamanında göç yapmışlardır. Urfa,Mardin,Diyarbakır üstünden Adana'ya konup göçerek ulaşmışlar.Buradan padişahın emriyle hayvanlarıyla birlikte gemilerle Kıbrıs'a götürülmüşler. Aşiret ileri gelenleri Kıbrıs'ı hayvancılık açısından uygun bulmamışlardır.Kendilerini geri götürmeleri için kumandanlara müracaat etmişler, aralarında çatışma çıkmış,askerleri ve kumandanları esir alarak gemilerle Antalya'ya çıkmışlar.Padişah'ın korkusundan birer ikişer kişilik çadırlık gruplar halinde dağılmışlar.Padişah değişiminden sonra af çıkmış,dağılan aşiret birdaha toplanamamış.Bir oymak 20-30 çadır ile 1450-1500 yıllarında Bozdağ'ın Karabalçık Yaylasına konmuşlardır.Obaların çadırları keçedendir.Okul ve hoca çadırları ayrıymış.Geleneğe göre önce okul çadırı sonra Aşiret reisinin çadırı kurlulur."
3- Harezmli Türkmen aşireti olarak cami deresine yerleşiyorlar. (Cami Deresi: Şu anda Hasan Seymen ve Ali Sarı'nın evlerinin olduğu Değirmen Dere mahallesindeki Mescid'in bulunduğu yer.) Burada sıcaktan dolayı yaşamaktan zorluk çektiklerinden Kıranyurt Tepesi'ne çıkıyorlar.Horzum Keserler Köyünün bulunduğu yer çam ormanlığıdır.Yazları yaylalara çıktıklarında götüremedikleri eşyaları bu ormana sakladıkları söylenir. Kıranyurt Tepesinde 1920lere kadar karakol binası ve telefon hattı vardı.Hayvancılık en önemli geçim kaynağı olduğundan sık sık yer değiştirirlerdi. Yerleşme esnasında ilk olarak cami ve okul görevi yapacak çadırlar kurulur sonra yardımlaşarak ailelerin çadırları kurulur.Çadırı olmayanlar Sazdan Hücuk denilen ağaç,eğrelti otu,çavdar sapından barınaklar yapılır.
Bu yıllarda vergiler çok ağırdı.Halk fakirdi,vergileri ödeyemiyor ve sıkıntı çekiyorlar,ne yapacağını bilemez bir haldeydiler. Bu sırada herkese bulunduğu yerde iskân mecburiyeti çıkar. Evini yapandan vergi alınmayacak uygulaması başlar. O zaman çam ağaçlarıyla kaplı ormanın içine üçer beşer evler yapılmaya başlanır(Şimdiki Horzum Keserler Küyünün merkezi.) Böylece Horzum köyü (Karye) kurulmuş olur.
İlk yerleşim yıllarında bu aşiretin içinde 33 alim insanın bulunduğu söylenir.Okumayı,okuyanı çok seven, okuma sevdalısı bir nesil olmasının temel nedeni budur.
Aşiretin ve kurmuş olduğu köye ait bir sancağının olduğu, bu sancağın devamlı olarak camide durduğu askere ve hacca gidenlerin bu sancak ile uğurlandığı anlatılır. Bugün bu sancak yoktur. Sancağın ne zaman, kim tarafından, ne şekilde yok edildiği bilinmemektedir.
Beylikler döneminde Anadolu köyü ve köylüsü tarım ile uğraşan ve birbirinden yaşayışları çok farklı bulunmayan çiftçi ailelerden oluşuyordu. Bütün iş hayatına hayvancılık ve tarım üretimi hakimdi. Bir cami etrafında toplanan köyü dini görevi itibariyle imam-hoca temsil ediyordu
Tahmini 1910lu yıllara kadar Harezmli bu Türkmen aşireti HORZUM adıyla tek bir köy olarak yaşamışlar. Belge-14 (Tapu ve Mezar Taşları)
Zaman içerisinde nüfusun artmasıyla mahalleler oluştu.Bu mahalleler büyüyerek (Horzum Keserler,Horzum Alayaka, Horzum Embelli,Horzum Sazdere, Horzum Kurudere adlarında) köyler oluşmuştur
Prof.Dr. Gökhan Yılmaz: "Keserler'in-Keperler(Toprağın kepirli olması)","Alayaka'nın-Alanyaka" olduğunu büyüklerinden duyduğunu söylemiştir. Bu köylerin oluşumunda merkezi durumdaki Keserler adının ilavesi ise: Kendilerine saldıran,rahatsız eden, mal ve eşyalarını çalan eşkiyaları,soyguncuları (halen Keserler Deresi adıyla anılan) derede kesip yok etmeleri nedeniyle aldığı söylenir.
Kurudere Köyü: Horzum Sazdere Köyünün bir mahallesiyken 1963 yılında ayrılmıştır.
Karadağ Köyü: Horzum Keserler Köyünün mahallesi iken 1990 yılında ayrılmıştır. Olukçukuru Mahallesi vardır.
Horzum Keserler köyünün Değirmendere,Peynirçukuru,Hasanca Mahalleleri,Horzum Alayaka'nın Işıklar(Araplar) Mahallesi,Horzum Embelli'nin Gökçealan,Çecey Mahalleleri vardır.
Ödemiş ilçesi Horzum köylerinin ilk kurucuları, Horzum Alayaka Köyünden oraya gidip yerleşen üç kardeşin, Horzum Sazdere Köyünden de 1 ailenin katılımıyla meydana gelmiştir. Tahmini 200 yıl önce.
Kiraz ilçesi Ovacık ve Ozan köylerinin de aslının Horzum köylerinden giden ailelerden oluştuğu söylenmektedir.
Kavaklıdere Kasabasının büyük çoğunluğu ile Göbekli,Yeniköy,Alkan köylerinde de Horzumlu olduğu bir gerçektir.
Horzum Köylerinden şu anda(Haziran 2002) 400ü aşkın çeşitli mesleklerde okumuş,yetişmiş devlet ve milletimize hizmet edenlerin tamamına yakını yurdumuzun çeşitli yörelerine yerleşmiştir.Bu memurların yine tamamına yakını eşlerini genelde görev yaptıkları yörelerden seçerek evlenmişlerdir.
1955li yıllara kadar bu köylerin hiç birinde cami ve okul bulunmadığı bilinmektedir. Bu köylerden okuyup memur olarak yetişenlerin Horzum Keserler merkezi köyü durumunda bulunan okulda ilk eğitim ve öğretim gördükleri gerçektir. Cuma ve bayram namazları gibi ibadetlerin yine ana köy durumundaki bu köyün camisinde olurdu. Her cuma ve bayramların ilk günleri, Horzum Keserler köyündeki evlerde tatlı bir telaş başlardı. Namaz kılındıktan sonra her ev birer ikişer sofralık civar köylerden gelen insanları buyur eder, yedirir, içirir, gönül rahatlığı ve sevinç içinde uğurlarlardı. O günleri yaşayan 3-5 yaşlı insanımız dışında bu güzel âdet son yıllarda terk edilmiştir.
Bu yıllarda okula gelip giden öğrenciler, ibadete gelen insanlardaki zevk ve istekleri,canlılıkları düğüne gider gibi heyecanlarını yaşayanlar çok güzel ifade ediyorlar.
Çok uzak mesafelerden yaya olarak okula gelen öğrencilerin yağışlı ve çok soğuk günlerde evlerine dönemediklerinde birer ikişer öğrenci arkadaşlarının evlerinde misafir olarak kalırlardı. Sevinçlerini,misafir kalan öğrencilerin mahzunluklarını o günleri yaşayanlar ibretle anlatırlar.
Bayram günleri cami avlusundaki çimenler üzerinde yapılan köylüler arası iddalı kara kucak güreşin seyri ve heyecanları yaşayanlar gururla anlatırlar.
En Namlı Güreşçiler:Ahmet Akcan(Goca Amad),Ahmet Akyıldız(Gök Amad),Yılmaz Sarı(Öğretmen),Mehmet Karakuzu
Yine bu yıllarda her cuma günü Horzum Keserler Köyünde Pazar kurulurdu.Civar köylerden gelenler ihtiyaçlarını görürdü.Dışarıdan bezirgancı,tavukçu,çerçici,dokuma için ip boyacısı,kasap,köfün,kelter,sepetçi gelirlerdi.
Sahipleri tarafından 3-4 kuzu veya oğlak kesilir,eti satılırdı. Özellikle Değirmendere mahallesinde yetişen sebzeler( lahana, pırasa,turp,vb) satılırdı. En güzel sebzeleri Hasan Güngör(Küçük Hasan),Ali Sarı yetiştirirdi.
Çecey ve Olukçukuru'nun Bursa Armudu,Asar,Peynirçukuru ve Ozanköyünün kirazı kapışılırdı.
Asar'da çok güzel ve bol sebze yetiştirilirdi(Domates,biber,patlıcan,barbunya,vb..)
Dokumacılık 1970li yıllara kadar hemen hemen her evde yapılırdı.
Yünden: velense(kilim),heybe,iteyli,torba,çuval,seccade(namazla),örme ip,gergi(peştemaldan önce kadınlar bele dolarlardı)
Kıldan: kılçul(Klim),kara çadır,harar,heybe,golan(hayvanların semerini sırtına bağlamak için),kıl torba(hayvanların başına yem için asılır)
İp kirmanda ve çıkrıkta bükülür. Atkısı ve çözgüsü elde hazırlanır ve elde dokunurdu.Sadece ipin çeşitli renklere boyanması için dışarıdan bu işin ustaları yılda bir kez köye gelir, iş bitene kadar köyde kalırlardı.
Velense, Horzum köylerine has bir el dokumasıdır. Herşeyi yündür. Dokunan her velensenin dokuyan aileye göre kullandığı renkler ve motifler (desen) farklılık gösterirdi.
Unutulmaya yüz tutmuş bu el sanatının tekrar canlanması amacıyla 1960-1990lı yıllarda 2 defa Alaşehir Halk Eğitim Müdürlüğünce dokuma kursu açılmıştır. Genç kızlar ve kadınlar tarafından büyük bir ilgi görmüştür. Dokumayı öğrenmişleridir. Her nedense devamı gelmemiştir.
Köyümüzde son zamanlarda dokumacılık,demircilik,kunduracılık,su değirmenciliği,kıl çadırcılığı vb çalışmalar görülmemektedir.
Kadir Sönmez: 23 yıl Işıklar(Araplar) mahallesinde imamlık yaptıktan sonra 3 dönem muhtarlık görevi yapmıştır. Köy hakkında verdiği bilgi:
"Çanakkale savaşı yıllarının hemen öncesi köyümüz PİRENCE kayrağı denilen yerdeymiş.Köyümüzde bulunan sığırlara bir hastalık geliyor.Tümü ölüyor. Ölen hayvanların etini kuzgunlar yiyor.Köyün yanında bulunan içme suyuna hastalık mikrobu bulaştırıyorlar.Köyümüz insanları da bu sudan içtikleri için hastalanıyorlar. Bu salgın hastalık sonucu köyde yaşayan insanların tamamına yakını ölüyor.Sadece birkaç yaşlı kadın,erkek, ve bir yetim çocuk sağ kalıyor. Hergün 3-5 ölüm oluyor. Kefen bezi bulamadıklarından çul,çaput ne bulurlarsa sarıp defn ediyorlar.Köyde geride sağ olarak kalanlar hemen yaylaya çıkıyorlar.Yörük hayatı yaşamaya başlıyorlar.Çanakkale savaşından gazi olarak dönen Hüseyin Arapoğlu ve Köycüoğlu Ahmet Dede geliyor. Eski araplar(Işıklar) mahallesine ilk evi yaparak yerleşiyor. İlk evi Arapoğlu Hüseyin yaptığı için oraya "Araplar Düzü" deniyor."
İsmail Ceylan: 2 dönem muhtarlık görevi yaptı.Köy hakkında verdiği bilgi:
"Köyümüzün ilk kuruluşu 1890 yılına dayanmaktadır. Deli Ömer adında bir şahıs boş bulunan bir gavur evine yerleşir.Balkan Savaşı yıllarında Yunanistan'dan göç ederek buralara gelen Raif (Ceylan) Deli Ömer'in yanında çalışmaya başlar. Zamanla Raif çalıştığı kişinin kızıyla evlenir. Bu yıllarda Horzum Embelli ve Horzum Sazdere köylerinden gelenlerle bir mahalle oluşur.1963'te muhtarlık alarak köy haline gelir."
1) Horzum Keserler Köy merkezi uzun yıllardır sağ ve sol yamaçları heyelan nedeniyle kaymaktadır. Yapılan etüd ve inceleme sonucu Kavaklıdere Kasabası, Kırgız Mahallesine 75 hane (afet kapsamına) alınarak İmar ve İskan Müdürlüğünce evleri yapılarak iskan edilmiştir
2) Horzum köylerimizden Kıbrıs'a gönüllü olarak iskan edilmek üzere 56 hane göç etmiştir. Bu ailelerin bir kısmı geri dömüş ise de aşağıda isimleri yazılı olanlar hala Kıbrıstadır.
Horzum Alayaka: Kamil Zeybek,Halil Abat,Cemil Zengin,Güçlü Yılmaz,Osman Bayram,Mustafa Çatak, Ahmet Ersoy, Fikri Gökçen, Şahin Efe, Ahmet Zengin, Bahri Sönmez, Mehmet Semet, Etem Güneş, Fatma Ersoy, İbrahim Varol, Hafize Ersay, Oğuz Zengin, Turgut Girgin, Sami Zeybek, Yüksel Ersoy
Horzum Keserler: Hasan Baldan,Ramazan Baldan,Yunus Yılmaz,Mehmet Yılmaz,Hüseyin Yılmaz,Osman Dinç,Osman Gezer,Mustafa Seymen,Mehmet Alkan
Göbekli Köyü: Mahir Özcan, Hüseyin Yılmaz, Hüseyin(Koçero), Ali Yılmaz, Şevket Bayram
| Hane | 1985 | 1990 | 1997 | |
|---|---|---|---|---|
| Horzum Keserler | 127 | 1002 | 729 | 697 |
| Horzum Alayaka | 47 | 319 | 314 | 313 |
| Horzum Embelli | 40 | 245 | 226 | 216 |
| Horzum Sazdere | 38 | 193 | 206 | 215 |
| Horzum Kurudere | 84 | 313 | 319 | 277 |
| Horzum Karadağ | 68 | - | 225 | 247 |
ANLATAN: Mehmet Yerlikaya;Babası Mustafa(Daleğri)'den duyduğu
Turplarda Hüseyin ve Süleyman iki küçük çocuk. Birisi Peynirçukurunda diğeri Çulha Dağı Kayaoluk Yaylasında yaşıyor. Biraraya geldiklerinde babası iki çocuğu güreştiriyor. Yaylada duran çocuk diğerini yeniyor. Çocuklar yer değiştiriyor. Bir müddet sonra güreşte yine yayladan gelen diğerini yeniyor.(Yaylada yaşamanın önemi!)
Babasının ninesi yaşlı bir kadın.Yaz aylarında Kayaoluk Yaylasında Kara Çadır(Kıl Çadır)'da yaşamaktadır. Günlerini yün ve yapağı temizler, kirmanıyla ip büker,yün ve yapağı artıklarını toplayarak belli bir yere atar. Günlerden bir gün bir yılan yavrusu görmüş ve onu alıp saklamış. Anne yılan gelip yavrusunu aramaya başlamış. Kadın saklandığı yerden yılanı takip ediyormuş. Yılan yavrusunu bulamayınca su testisinin içine zehrini akıtmış. Kadın saklamış olduğu yılan yavrusunu bırakıyor. Bir müddet sonra yılan yavrusuna kavuşuyor tekrar gidip zehrini akıttığı su testisini kazık bağı yaparak kırıyor. (Yılan bile olsa yavrusunu sevmeyi, iyiliğe iyilik kötülüğe kötülük yapmayı biliyor!)
Ava düşkün olan Mehmet Yerlikaya(Avcı Mehmet) tüfeğini alıp ava çıkıyor. Peynirçukurunda Süleyman Keser'i buluyor. Beraberce Horzum Alayaka'nın alt tarafına gelirler. Mehmet bir keklik vurur. Kekliği eline aldığında bacağının daha önceden kırıldığını fark eder. Keklik kırılmış olan bu ayağına melengeç(Çitlenbik) ağacının sakızını iyice yapıştırmış.(Çecey 23 Ağustos 2000)
Mehmet Karataş(Kaymakam Dayı-Bey Dayı)
Karadağ Zahrancık Mezarlığı yakınlarında ikamet ederdi,mezarlığın yanından geçen yolun kenarında bir kulübe(hücük) içinde toprağa gömülmüş büyük bir küp,ağzında tahta kapak ile su içilcek bir tas koymuştur. Eşeği ile çaydan testilerle su taşıyıp küpü doldurarak yoldan geçenlerin su içmesini sağlamıştır.
Ümmü'ce:
Horzum Keserler köyünde Ümmü adında yaşlıca bir kadın tek başına yaşar,kimi kimsesi yoktur. Onu tanımayanlar sorduğunda "Ha o mu Ümmüceciktir" şeklinde küçümseme kokan bir cevap alınırdı.
Bu kadının o yaşta ölünceye kadar yaptığı iki iş çok önemlidir,ibret alınmalıdır:
1- Hiç kimseden istemez,dilenmez, hasat yapılmış ekin tarlalarından elinde darcık(hayvan derisinden yapılan torba) başak toplar, yıllık yiyeceğini muhtaç olmadan temin eder.
2- Gelip geçtiği yollarda yol içinde gördüğü taşları,çalıları insanlar ve hayvanlara zarar vermesin diye kenara atardı.
Köylerimiz şehir merkezine ve sağlık ünitelerine uzaklığı, ulaşım zorluğu nedeniyle hastalarına şifa bulması için çare aramışlar,atalardan miras kalan doğal ilaçları kullanmışlardır.
Yöremizde halk hekimliliği bütün canlılığı ile yaşatılmaktadır. Bu ilaçlara "Koca Karı İlacı" da denir.
Küllü Su: Temizlikte küllü su(Meşe odununun yanmasıyla oluşan kül kaynar suda karıştırılır.) kullanmak çok önemli yer tutar.Şimdiki deterjanlar yerine küllü su kullanılırdı.
Tarhana Yakısı: Soğan,pekmez,tarhana lapa yapılır. Üzerine zeytinyağı sürüldükten sonra karın ağrısı olan bölgeye uygulanır.
Goruk Ekşisi: Bağırsak bozukluklarında kullanılır.Goruk suyu kahve ile karıştırılarak içilir.
Kül Bastı: Kül kavrulur,üzerine su dökülür,bir bez üzerine yayıldıktan sonra ağrıyan bölgeye tatbik edilir.
Taze Deri-Soğan Sargısı: Ayak,koliparmak incinmelerinde kullanılır.Soğan külde pişirilir,yeni kesilen hayvan derisinden bir parça incinen bölgeye uygulanır.
Sarımsaklı Ayran: Zehirlenen kişilere içirilir.
Sarımsak: Baş ağrılarında az miktarda ezilerek bir bezle alına sarılarak uygulanır.
Yoğurt-Yumurta Akı: Yanma ve haşlanma durumunda lokal olarak yoğurt ve yumurta akı sürülür.
Tansiyon-İnme: Burnunu kanatma, sülük tutma ,kupa tutma.
Soğuk Algınlığı: Kupa tutularak kan alınır.
Mayasıl: İç kürü kaynatılarak suyunu içilir.
Nazar: Üzerliktütsüsü yapmak,yumurta çarpmak,kurşun döktürmek,muska,çıtlık,gök boncuk taşımak.
Çıban(Apse): Tavşan yağı sürülür,soğan dövmesi sarılır,kuru incir tatbiki yapılır.
Ağrı(Yel): El bileğine bakır bilezik takmak.
Köz Söndürmek: Çivi batması durumunda közün üzerine su dökülür, Çıkan buharına yaralanan yer tutulur. (Tetenoz ilac yerine)
Kara Çam Sakızı: Damar tıkanıklığı için.
Nane-Kekik Yağı: Gaz giderici,karın şişliği giderici.Zeytin yağı içine kekik çiçeği konularak kekik yağı, zeytinyağı içine nane konularak nane yağı elde edilir.
Mor Kekik-Dağ Nanesi: Şeker düşürücü,rahatlatıcı,mide ağrısı giderici.
Kuşburnu: Bol miktarda C Vitamini içerir.
Ökse(Buruç) :Çam ağaçlarında olur,tansiyon düşürür. Beyaz çiçeği zehirlidir. Demlendikten 12 saat sonra içilir.
Tavşan Ekmeği: Tüm kadın hastalıklarına iyi gelir.
Şahderem: Kaşıntıya,her türlü alerjiye iyi gelir.
Ihlamur: Soğuk algınlığı, Boğaz,göğüs ağrısı ve öksürüğe iyi gelir.
Ada Çayı: Ihlamur etkisinin yanısıra mide, bağırsak şikayetlerine de iyi gelir.
Meşe Kabuğu: Egzamalara iyi gelir.
Kuyruklu Otu: Böbrek taşı düşürür.
At Kuyruğu: İdrar söktürür, iltihap giderir.
Kantaron: Mide ülserine iyi gelir.
Garagan: Balgam söktürür,nezle,grip ilacıdır.
Hindibağ: Kan yapıcı ve karaciğer rahatlatıcıdır.
Melisa(Pat çiçeği): Sinirleri yatıştırır,kalp damarlarına iyi gelir.
Sığır Kuyruğu Çiçeği: Bronşite ve boğaz ağrısına iyi gelir.
Deli Isırgan: Kansere iyi gelir, saç bakımında kullanılır,kadınlarda süt arttırır.
PAT(Mürver): Şeker düşürür, Mayasıl'a(Basur)'a iyi gelir.
Kara Kekik: Et yemeklerinde kullanılır.
Aslan Kuyruğu: Tansiyon düşürür.
Boz Ot(Oğul Otu)Kalp rahatsızlıklarına iyi gelir.
Çakır Diken: Doğranır,kaynatılır,su ile arpa unu lapa yapılarak ağrılı bölgeye tatbik edilir.